AIDS NEDİR?

AIDS NEDİR?

AIDS, muhtemelen ilk olarak Afrika’da ortaya çıktı. 1980 başlarında Afrika’da salgın hastalık vakası olarak çıkış gösterdi. Hızla artış göstermesine sebebiyet olarak, Afrika’da oluşan şehirleşmenin artış göstermesi, seyahatlerin uzun olması ve uluslararsı olması, damardan alınan uyuşturucu, cinsel hayatın değişerek çoklu eşli olunması artışında önemli rol oynamaktadır. Afrika ülkesinde yaşayan bazı gölgelerin, %10’undan fazlası HIV pozitif olarak bilinmektedir. Amerika’da yaklaşık 1 milyon kişi HIV virüsü taşımaktadır.

Tarihte bilinen ilk AIDS virüsü olayları, 1981 yılında ABD’nin Kaliforniya ve New York eyaletlerinde görüldü. AIDS teşhisi konulan kişilerin, hastalığın büyük bir kısmını, cinsel yolla yapan eşcinsel erkekler ve şırıngaların ortak kullanımıyla damardan alınan uyuşturucu bağımlıları olduğu ortaya çıkmıştır. 1983 senesinde yapılan araştırmalar sonucunda hastalığın, HIV virüsü olduğunu açıkladılar. 1985 senesine gelindiğinde, virüsü tespit eden serolojik kan testleri oluşturuldu. Bulaşma gerçekleştikten en az 3 ay sonra yapılan ELISA testleri en doğru ve güvenilir sonuçları vermektedir.

AIDS, hastalığı İngilizce adının baş harflerinin kısaltmalarından yapılmıştır. Asıl adı ‘Acquired İmmün Deficiency Syndrome‘ olan bu hastalık, sonradan edinilen bağışık eksikliği sendromubağışıklık sistemi çökmesiyle meydana gelen bulaşıcı bir hastalıktır. Bağışıklık sistemine nüfus ederek, hafif ve nadir olarak görülen enfeksiyonların vücut direncini kırarak, daha savunmasız bir hale getirdiği ve kanserin daha çok rastlandığı ve normalden çok daha ağır olarak görüldüğü bulaşıcıölümcül bir hastalıktır. AIDS, HIV fonksiyonunun son aşamasıdır. Kanında HIV taşıyan kişiye HIV pozitif denilmektedir. Anlam bütünlüğünün sağlanması için ve yaygın olarak kullanılan AIDS/HIV birleşik terimi kullanılmaktadır.

HIV virüsü kana bulaştıktan sonra belirti göstermeyebilir. HIV adı da İngilizce baş harflerinin kısaltmalarından oluşmaktadır. Human İmmundeficiency Virus. Kişi kendini uzun yıllar içerisinde iyi hissederek farkına varmadan yaşamını sürdürmektedir. HIV pozitif bir kişinin ortalama olarak 8 ila 10 seneye kadar AIDS’ye yakalanmadığı görülmüştür. HIV virüsü vücuda bulaştıktan sonra, bağışıklık sisteminde hastalıklardan koruyan akyuvarları hedef alarak tahrip eder. Sayılarının azalmasına neden olur ve direncin düşmesine sebebiyet vererek, vücudun hastalıklara karşı korumasız hale getirir. Böylece fırsatçı hastalıklar, enfeksiyonlar, ölümcül hastalıklar ve kansere neden olmaktadır. Bağışıklık sisteminin zayıflaması zaman alır ve hemen kendini göstermeyebilir.

AIDS, zoonoz bir enfeksiyondur. Batı Afrika’da ekvatora yakın bölgelerde yaşayan şempanzelerde bulunmuştur. Maymun bağışıklığı yetmezliği virüsü olarak adlandırılan (SIV) şempanzelerin hastalığına neden olmamaktadır. Maymunları avlayarak, etlerini doğranması sonucunda insanlara bulaştığı düşünülmektedir. Afrika’da yeşil maymunlarda görülen SIV’ın farklı virüse neden olmasıyla HIV-2’yi ortaya çıkardığı düşünülmektedir. HIV-2’de AIDS neden olmaktadır. Dünyada şuan yaygın olarak görülen bağışıklık yetmezliği virüsü HIV-1, HIV-2 batı Afrika’da görülmektedir.

AIDS’in Belirtileri Nelerdir?

  • Uzun süren halsizlik.
  • Lenf bezlerinde büyüme.
  • Aşırı kilo kaybı.
  • Öksürük.
  • Gece terlemeleri.
  • Uzun süreli ve geçmeyen ishal.
  • Pamukçuk.
  • Ağız ve deride tekrarlayan ve geçmeyen uçuk.
  • Nedeni bilinmeyen ve uzun süren ateş.
  • Tüberküloz.
  • Mantar, bakteri ve protozoan hastalıkları.
  • Enfeksiyonlara çok daha sık yakalanma.

HIV enfeksiyonunu düşündüren önemli belirtilerdir. Kişide görülen bu belirtilerin bir kaç tanesi bile görüldüğünde, AIDS düşünülebilir.

HIV Nasıl Bulaşır?HIV’in bulaşma şekli 3 yolla olur.

  1. Cinsel ilişki, sperm ya da diğer cinsel sıvılar üzerinden insandan insana geçer.
  2. Kan ve kan ürünleri olarak, dezenfekte edilmemiş şırınga, iğne, akupunktur iğneleri, diş hekimliği aletleri, cerrahi aletler, jilet, makas, dövme aletleri gibi kesici ve delici aletlerin ortak kullanım sonucunda bulaşır. 1985’den beri tüm kan ürünleri nakledilmeden önce, HIV virüsü yönüyle kontrol edilmektedir.
  3. Anneden bebeğine, plasenta ya da süt yoluyla geçerek bulaşmaktadır. Süt yoluyla geçmediği söylense de annenin bebeği emzirmesi önerilmemektedir.

HIV’ın Bulaşmadığı Durumlar Nelerdir?

  • El sıkışma, deri teması, sosyal öpüşme, okşama, kucaklama.
  • Tuvalet, yüzme havuzu, duş, deniz, sauna, hamam.
  • Yiyecek, içecek, çatal, kaşık, bardak, tabak, telefon.
  • Gözyaşı, ter, tükürük, idrar, dışkı, öksürük, aksırık.
  • Sivrisinek ve diğer böcek sokmaları.
  • Kedi, köpek ve diğer hayvanlarla aynı ortamda bulunulması ya da yaşanması HIV’ı bulaştırmamaktadır.

HIV/AIDS’den Korunma Yöntemleri Nelerdir?

Cinsel ilişki sonucunda bulaşma şekli en çok yaygın olandır. HIV her türlü cinsel ilişki de bulaşmaktadır. Bu nedenle mutlaka cinsel ilişki esnasında korunulması gerekmektedir. Koruyucu kılıf(kondom, prezervatif, kaput) kullanın. Her türlü riskler göz önüne alınarak bu hastalıktan korunmanın en iyi yolu, tek eşli olarak partnerinize sadık kaldığınız zaman, kesin olarak HIV bulaşıcılığı önlenmiş olursunuz.

AIDS’in Tedavisi

HIV virüsü enfeksiyonunu kesin olarak ortadan kaldırmak için, tedavi ve ilacı bulunmamaktadır. Tedavi olanağı, hastanın ömrünü uzatmak, yaşam kalitesini arttırmaya yöneliktir. Virüsün çoğalması engellenir, kombine tedavi denilen birkaç ilaç birden kullanılmaktadır. AIDS’in ilerlemiş vakalarında, enfeksiyon ve kanserin ilerlemesi durdurulmak için yapılır. AIDS ilaçlarının çokluğu, tedaviye uyumu zorlaştırdığı için, tek bir ilaç haline getirilmiştir.

 

 

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.