GELİNLİKLERİN RENGİ NEDEN BEYAZDIR?

GELİNLİKLERİN RENGİ NEDEN BEYAZDIR?

Gelinler neden beyaz giyer? Hiç merak ettiniz mi? Eğer sizde bu sorunun cevabını merak edenlerdenseniz, yazının devamı tamda size göre. Her genç kızın rüyalarını süsleyen bir model vardır. Fakat renk herkes için aynıdır. Tartışmasız, beyaz! Peki hep gelinlikler beyaz mıydı? Ya da neye göre bu renk seçildi? Renklerin anlamlarını bilmeyen yoktur. Beyazın anlamına gelince; saflığı, masumiyeti ve bekareti temsil etmektedir. Ama farklı dönemlerde gelinliklerin renkleri beyaz değildi. Eski Roma‘da gelinliklerin rengi sarıydı. Gelinler yine sarı renkte peçe takıyorlardı. Peçe, evli ve bekar kadınları ayırt ediyordu. Ortaçağlar da ise gelinliğin rengi üzerinde pek durulmadı. Sadece kumaşın gösterişli ve kaliteli olması gerekliydi. Herkes en iyi kumaşları diktiriyordu ve renkte kendi tercihlerine göre istediklerini seçebiliyorlardı.

Arkeolojik bulgulara göre ilk gelinlik, 16. yüzyılda eski Mısır’da giyildiği bilinmekte. Beyaz gelinlik adetinin yaygınlaşması bu dönemde olmuştur. Bu yıllarda kraliyet ailelerinin gümüş renginde gelinlik giymesi gelenekti. Kraliçe Viktorya, bu geleneği reddederek beyaz gelinlik giymekte ısrar etti.

Beyaz gelinliğin giyilmesi üzerine Fransız ve İngilizler yazarlar, beyaz rengin masumiyetin simgesi olduğu konusunu işlemeye başladılar. Dönemin en çok konuşulan konularından birisi haline gelmişti. Böylece beyaz gelinlik çok konuşulmaktaydı. Dönemlerin ve geleneklerin ahlakına göre bekaret, evliliğin vazgeçilmez koşulu olduğu için beyaz gelinlik adeti tutmuş oldu. Evlenirken beyaz giysi giyme, genç kızların bekaretini topluma ilan etmelerinin vasıtası oldu.

Avrupa’da beyaz gelinlik giyilirken, Osmanlı’da kırmızı gelinlik hakimdi. Peki Osmanlı’da neden kırmızıydı? hatta kırmızı olmakla kalmayıp kırmızının bütün tonlarını da kullanmışlardı. Osmanlı’da halk içerisinde gelinlikler mor, pembe, leylak, eflatun ve mavi gibi renkler kullanılıyordu. Saray hanedanında hakim olan renk ise, kırmızıydı. Aynı zamanda Osmanlı hanedanı, her gelinin birbirinden farklı olması için kırmızının her tonundan faydalanmıştır. Fakat gelinliğin rengi ne olursa olsun, başlarına mutlaka kırmızı tül örtülüyordu. Çünkü örtülen bu kırmızı tül hem halk arasında hemde sarayda, bekareti ve saflığı simgeliyordu. Peki bir anda kırmızı gelinlik geleneğinden vazgeçilip de nasıl beyaz gelinlik tercih edilmeye başladı diye düşünmeden edilmiyor.

2. Abdülhamit‘in kızı Naime Sultan, 19. yüzyılda Avrupa’da rast geldiği bir düğünde beyazlar içerisinde gördüğü bir gelinden oldukça etkilenmiştir. Naime Sultan kendi düğününde de beyaz bir gelinlik giymek istemiştir. Hal böyle olunca, yüzyıllardır süren kırmızı ve kırmızının tonları olan gelinlik adeti yerini beyaz gelinliğe bırakmış oldu. Beyaz gelinliği Osmanlı’da ilk kez Naime Sultan 1898’de giymiştir. Bu gelenek saraydan halka doğru hızla yayılmaya başladı. 20. yüzyıl ile halen daha günümüzde vazgeçilmezimiz oldu. Bu arada kırmızıdan da halen daha vazgeçmiş değiliz. Yani kırmızı renk düğünden terfi ederek, kına gecelerine geçmiştir. Düğünden bir gece önce geline kına yakılırken kırmızı giysiler tercih edilmekte.

Bir de gelinlikle ilgili bazı batıl inançlar da vardır. Bunlara göre damadın düğünden önce gelini görmesi, damadın düğünden önce gelini gelinlikle görmesi ve gelinin gelinliğini bizzat kendi dikmesi uğursuzluk getirdiği söylenmektedir.

Söz gelinlikten bahsedilince, gelinlere neden kırmızı kuşak bağlandığından da bahsetmeden geçilmez.

”Kırmızı kuşak”, bekaret ve gayret sembolü olarak gelin evinden çıkmadan önce babası ya da ağabeyi tarafından salavat ve tekbir ile kızın beline bağlanır. Bağlanan kemer, ilk çocuk doğana kadar saklanır. İlk çocuk oğlan olursa, bir parçası çocuğun omuzuna dikilir.

Bekaret ve gayret kuşağının amacı; kızın gelin gittiği evde tembellik yapmamasına, işten kaçmamasına ve gayretli olmasına yöneliktir.

Ancak kimilerine göre kuşağın renginden dolayı, gayretin yanında bakirelik simgesi de olabileceği vurgulanır.

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.