Hz. MUHAMMED (S.A.V) VE Hz. VAHŞİ BİN HARB’İN HİKAYESİ : EMRİ OLUR

Hz. MUHAMMED (S.A.V) VE Hz. VAHŞİ BİN HARB’İN HİKAYESİ : EMRİ OLUR

Vahşi, Hz. Hamza’nın Bedir Savaşında öldürdüğü Tuayme’nin kardeşinin oğlu olan Cübeyr Bin Mutim’in kölesi idi. Habeşli olduğu için el ile ok ve mızrak atmakta ustaydı. Uhud Savaşında Cübeyr Vahşi’ye, Hz. Hamzayı şehit ederse onu azat edeceğini vaat etmiş. Hz. Hamza, Hz. Muhammed’in amcası ve ilk müslümanlardandır. Künyesi, Ebu Ammare (Umare) ve Ebu Ya’la olup, lakabı ”Esedullah”, yani ”Allah’ın Aslanıdır.” Aynı zamanda Hz. Muhammed’in süt kardeşidir.

Vahşi, Uhud Savaşında saatlerce Hz. Hamzayı gözetler ve uygun zamanı yakalamayı bekler. Karşısına çıkamadığı Hz. Hamza’ya uzaktan mızrağını atarak şehit eder. Hz. Hamzayı şehit eden ”Vahşi” ismine uygun bir şekilde Hz. Hamza’nın kalbini yerinden söker. Karnını bıçakla parçalar ve Uhud’un kumlarına döker. Hatta daha kötü ve iğrenç şeylerde yaptığı söylentiler arasındadır. Uhud Savaşı sonunda, Hz. Muhammed yaralıları ve şehitleri dolaşır. Aynı zamanda kendisi de yaralıdır. O gün Hz. Muhammed çok ağlar. Özellikle amcası Hz. Hamza’nın yanındayken belki de ilk kez hıçkırıklara boğularak sesi yükselir. Hz. Hamza’nın gidişine de değildi üzüntüsü, tek başına kaplan avına çıkabilecek kadar yürekli olan bu insana yapılana tahammül edemez.  

Vahşi, Hz. Hamzayı şehit ettiğinde, Hz. Muhammed (S.a.v) onu şehit edenin Vahşi olduğunu öğrenmiş ve çok hiddetlenmiş. Uhud Savaşında Peygamberimiz (S.a.v) birkaç defa kafire beddua etmişti. ”Vahşi’ye niçin lanet etmiyorsun.” dediklerinde, buyurdu ki:

Miraç’da, Hamza ile Vahşi’yi kol kola birlikte cennete girerlerken görmüştüm!

Zaman geçecek ve bir vesile ile Vahşi Müslüman olacak. Artık Vahşi Peygamber Efendinin karşısındaydı ama içinde bir korku ve heyecan ile birlikte.

Vahşi’nin içinde bir sızı…

Resulullah Efendimiz selamını aldı ve Vahşi dedi ki:

-Ya Resulullah! Bir kimse Allah’a ve Resulüne düşmanlık yapsa, en kötü, en kötü günah işlese, sonra pişman olup temiz iman etse, Resulallahı canından çok seven biri olarak huzuruna gelse, bunun cezası nedir?

-İman eden, pişman olan affolur. Bizim kardeşimiz olur.

-Ya Resulullah! Ben iman ettim. Pişman oldum. Allah Teala’yı ve Onun Resulünü her şeyden çok seviyorum. Ben Vahşi’yim.

Resulullah Efendimiz, Vahşi adını işitince Hz. Hamza’nın şehit edilmiş hali gözünün önüne gelerek, gözleri yaşardı.

Eshabı Kiram ayağa kalkarak kılıçlarına sarılmış, işaret bekliyorlardı. Vahşi, öldürüleceğini anlayarak kapıya yöneldi. ”Son nefesimi alıyorum!…” derken, Cebrail aleyhisselam geldi. Allah Teala buyurdu ki:

Ey Sevgili PeygamberimBütün ömrünü puta tapmakla, kullarımı bana düşman etmeye uğraşmakla geçiren bir kâfir, bir kelime-i tevhid okuyunca, ben onu affediyorum. Sen, amcanı öldürdü diye Vahşî’yi niçin affetmiyorsun? O pişman oldu. Şimdi sana inandı. Ben affettim. Sen de affet!

Herkes, ”Öldürün!” emrini beklerken, Resulullah Efendimiz buyurdu ki:
Kardeşinizi çağırınız!…

”Kardeş” sözünü işitince, saygı ile çağırdılar. Peygamber Efendimiz Vahşi’ye, ”Affolunduğunu” müjdeleyerek buyurdu ki:

-Fakat seni görünce dayanamıyorum, elimde olmadan üzülüyorum. Benim karşıma çıkmasan diyecekti.

Emir telakki edecekti, Hz. Vahşi görünmeyecekti. Herkes mescitte, Vahşi sütunların arasında.
Yaklaşamamak Resulullaha (S.a.v) metreler mesafesinde olmak ama ona dokunamamak…
Belki olsun diyecekti, olsun müslüman oldum ya, Ona ümmet oldum ya yeter diyordu.

Sonrasında Resulullah (S.a.v) vefat edecekti…

Mescit öksüz,
Mescit yetim,
Mescit sahipsizdi sanki,
Hz. Vahşi söz vermişti ya yaklaşamıyordu mescide
Sanki Resulullah (S.a.v) hep oradaydı.

Ve bir gündü

Hz. Vahşi mescit arkasındadır,
Yine üzgün,
Gözleri yaşlı,
Özlüyordu çünkü
Dokunamamıştı Resulullaha (S.a.v) ya…

Ve o dem bir ses yükseliyordu,
Vahşiiii…!
Ne bekliyorsun? Mescit seni bekler!
Gir artık mescide,
Sanki zaman durmuştu,
Sanki mekan yok olmuştu,
Vahşi huzurdaydı…

Sonra yalancı bir peygamber ortaya çıkmaya başladı.

Vahşi onu öldürecekti, belli ki bu şeref Resulullaha onu yakın kılacaktı…
Yalancı peygamberi Hz. Vahşi öldürür ve karşısında Hz. Muhammed (S.a.v) Efendimiz ve Hz. Hamza (R.a) belirir. Gülümseyerek Hz. Vahşi’ye bakarlar ve tamamen affedildiğini anlayarak huzura erer.
Ezgi bu satırlar üzerinden esinlenerek yazılmıştır. Dayana bilinir mi ki, Resulullaha (S.a.v) yakın olup da dokunamamaya…

Vahşi öyle bir sahabi
Onunda imtihanı öyleymiş.

Emri Olur sözlerine gelince;

Taş bassın yerime dedi gönlüne,
Emri olur başım gözüm üstüne.. (aman aman)

Bakmasın demiş bir daha yüzüme…
Emri olur inansın bu sözüme. (aman aman)

Almasın demiş adımı diline,
Vay ben ölem atsın toprak üstüme… (aman aman)

-Şimdilerde sevilerek dinlenen şarkının hikayesi böyledir. Aşk şarkısı daha doğrusu ayrılık şarkısı olarak gönüllerde taht kurmuştur. Herkesin gönlünde bir yarası vardır. Geçmek bilmeyen, geçmeyecek olan ve kor ateşlerde yakan. Kör bıçakla bileyen bir hikaye…

Paylaş

Hz. MUHAMMED (S.A.V) VE Hz. VAHŞİ BİN HARB’İN HİKAYESİ : EMRİ OLUR için yapılan yorumlar;

  1. Serdar Tatlı dedi ki:

    Peygamber efendimiz vahşi affetmiş Hakk’ını helal etmiş biz kimizde Allah’ın kullarını Hakkımızı helal etmiyoruz benden yana herkese hakkım helal olsun kulun Hesabı kulla görülmesin onu yaradanla hesaba bırakın en güzelini yaradanım Rabbim bilir.

  2. ceyda dedi ki:

    çooook güzel yazmışsınız çok teşekkürler

  3. Gökçe dedi ki:

    Hz. Muhammed (sav) almasın adımı diline mi demiş! Hz. Vahşi Salavat getirmemiş demekki hayatı boyunca! Bazı sureleri de hiç okuyamamış! Böyle saçmalık mı olur!!!

  4. sevgi dedi ki:

    Taş bassın yerime dedi gönlüne,
    Emri olur başım gözüm üstüne.. (aman aman)

    Bakmasın demiş bir daha yüzüme…
    Emri olur inansın bu sözüme. (aman aman)

    Almasın demiş adımı diline,
    Vay ben ölem atsın toprak üstüme… (aman ama

  5. cevahir dedi ki:

    kimin af edildiğini afolduğunu afolacağını alemlerin Rabbi bilir!!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.